Kadının dört parmağı kesilirse diyet yirmi deve iken neden üç parmağı kesilince otuz devedir?

Değerli kardeşimiz,

“Said bin Museyyeb’e; ‘Kadın parmağını kesmenin cezası nedir?’ diye sordum. ‘On deve’ diye cevap verdi. Ben; ‘İki parmağı kesilirse, cezası ne olur?’ diye sordum. ‘Yirmi deve’ dedi. Ben; ‘Üç parmak kesilirse’ dedim. ‘Otuz deve’ dedi. Ben yine; ‘Dört parmak kesilirse’ diye sordum. O; ‘Yirmi deve’ diye cevap verince kendisine; ‘Neden yarası ve acısı arttığı halde cezası azaldı?’ dedim. Bana; ‘Sen Iraklı mısın?’ dedi. Ben; ‘Hayır, ama öğrenmek istiyen bir cahil veya bildiğini pekiştirmek isteyen bir alimim’ dedim. Bunun üzerine şöyle cevap verdi: ‘Ey kardeşimin oğlu, sünnet böyledir.” (Zerkanî, Şerh ala Muvatta li’l-İmam Malik, IV, 296)

Diyet konusunda İslam hukukçuları iki açıdan konuya bakmışlar:

a) Diyeti yalnız bir  ceza olarak değil, aynı zamanda mağdurun statüsü, toplumdaki değerine göre verilmesi gereken bir ödeme olarak bakanlar.

Böyle düşünen fakihler, yaşadıkları devrin şartlarını da dikkate alarak, kadının diyeti ile erkelerin diyetinin bir olmadığını bildirmişler.

Malikîler ve Hanbelîler yukarıdaki rivayeti esas alarak kadınların yaralarının diyetini; tam diyetin üçte biri altındaki yaralar için erkeklerin yaralarıyla eşit olarak, eğer üçte biri aşarsa o zaman erkek diyetinin yarısına dönecek şekilde bir ceza verilmesini öngörmüşlerdir. Bu bağlamda, eğer bir kadının parmağı kesilirse, bunun karşılığı on deve, üç parmağı kesilirse otuz deve, dört parmağı kesilirse yirmi deve olarak belirlenmiştir. Hanefi ve Şafiilere göre ise kadının erkeğe göre yarı diyet alması kuralının genel olup yaralamaları da kapsadığını, farklı rivayet ve görüşlerin bu kuralla çatıştığı için reddedilmesi gerektiğini ileri sürerler. (Zühayli, İslam Fıkhı, VII, 68)

Üçte birinden sonra yarıya düşmesinin gerekçesi ise vücüt veya organ bütünlüğünde tam bozulmanın meydana gelmesi ile genel kural olarak kabul edilen kadının diyetinin erkeğin diyetinin yarısı olduğu hükmünün uyulmasıdır.

Bunların dayandıkları deliller şunlardır:

1) Hz. Muaz’dan aktarılan bilgiye göre Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu: “Kadının diyeti erkeğin diyetinin yarısıdır.”(Beyhaki es-Sünenu’l-kübra, 8/166)

Ancak Beyhaki, bu hadis rivayetinin zayıf olduğunu belirtmiştir. (bk. a.y)

2) Beyhaki benzer bir hadis rivayetini de Hz. Ali’den mevkuf olarak aktarmıştır. (Beyhaki, a.e, 8/167)

Bununla beraber, Beyhaki Hz. Ali’den mevkuf olarak zikrettiği bu hadisin senedi için “munkatı’/kopuk” demek suretiyle zayıf olduğunu belirtmiştir. (a.y)

b) Diyeti yalnız bir ceza olarak gören alimlere göre kadın ile erkelerin diyetinin eşit olduğunu kabul etmişlerdir.

Bu alimlerin dayandıkları deliller şunlardır:

1) İslâm dininin ortaya çıkışıyla birlikte Câhiliye geleneklerinin aksine insanlar tedrîcî bir program çerçevesinde “bir tarağın dişleri gibi eşit” sayılmaya başlanmıştır. (bk. Kenzu’l-Ummal, 9/38) Âlim, cahil, zengin fakir farkına, ırk, kabile ve sosyal statü değişikliğine bakılmaksızın herkesin Allah nezdinde ve şer‘î hükümler karşısında eşit olduğu ilkesi getirilmiş, üstünlüğün ancak mânevî yücelme ile (takvâ) olabileceği vurgulanmıştır. (Hucurât, 49/13)

2) Yine bir çok hadis-i şerifte kadın-erkek farkını gözetmeden her parmak diyeti, on deve(Nesai, Kasame, 44-45; Beyhakî, Sünen-i Kübra, VI, 91); insanların can diyeti ise, yüz deve olarak tayin edilmiştir. (bk. Nesâî, Kasâme, 46-47)

Bu hadisin ortaya koyduğu genel kurallara göre hareket etmek ve dolayısıyla erkek-kadın diyetini de eşit saymak gerekir.

– Özetlersek, sorudaki bilgi, İslam alimlerinin büyük çoğunluğunun kabul ettiği doğru bir bilgidir. (bk. V. Zuhayli, el-Fıkhu’l-İslami, 6/309-311)

Ancak, delilleriyle açıkladığımız gibi, İbn Uleyye ve Ebu Bekir el-Asam gibi alimlerin de içinde bulunduğu bazı alimlere göre erkek ile kadının diyetinin eşit olduğunu belirtmişlerdir. (bk. Zuhayli, a.g.y)

– Bu açıklamalardan anlaşılıyor ki, erkek ile kadının diyetini eşit olarak ön gören hadisler sahih olduğu halde, bunun tersini bildiren hadisler zayıftır. Bununla beraber, sahabelerden beri büyük çoğunluk bu görüşü benimsemiştir.

İlginçtir, Müğni’de de Beyhaki’nin (zayıf olan) rivayeti esas alınmış ve metni olan el-Minhaç’ta “erkek ile kadının diyetlerinin farklı olduğunu” belirten İmam Nevevi’nin ilgili hükmünü cumhurun görüşü olduğu bildirilmiş ve bu hüküm söz konusu zayıf hadis rivayetine bina edilmiştir. (bk. Müğni’l-Muhtac, 5/300)

Zuhaylî üçüncü bir görüşü şöyle dile getirir. Mağdurun ihtiyaç duyduğu masraflar, doktor ücretleri ile ilaçlar değerlendirilmeli, mağdur iyileşene kadar karşılanmalıdır. Eğer yara iyileşmez ve kalıcı bir sakatlık bırakırsa ya da kalıcı bir iz oluşturursa bunlarda dikkate alınarak bir ceza takdir edilmelidir. (Zühayli, İslam Fıkhı, VII, 68)

Selam ve dua ile…
Sorularla İslamiyet

Yorum gönder

You May Have Missed